Hoyratça davrandığım ruhuma söyle bir göz gezdirdim.
Topuklularımı giyip karamel renkli saçlarımı savura savura,
ojeli narin ellerimle tuttuğum çantamla zarif zarif yürürdüm yollarda.
Sosyal ortamı terapi gibi kullanıp, arkadaşlarla bol kahkahalı vakit
geçirirdim.
Şimdi ise ayağıma yün çoraplarımı geçirip kalorifer dibine
elimde yazılı kağıtlarıyla sinip, çoğunlukla hasta bedenime şifa niyetine
bitkisel kürlerimle, külkedisi gibi uyuyakalıyorum, bal kabağıyla baloya
gitme umuduyla.
Baloya çağırsalar giyecek bir şeyim mi var diye de mızmızlanır, oturur ağlarım o ayrı.
Zihnimde balo hayalleri, elimde parşömen kağıtlar.. Son kalan enerjimle S.O.S. göndermeye çalışıyorum.
Milyonlarca mesaj yazılarak tuşları silinmiş telefon gibi
hissediyorum, neyin ne anlama geldiğinden bir haber, spontan basıyorum harflere
anlayan olursa belki diye.
Bu masal sonunda bana elma yok herhalde, kesin kötü kalpli üvey annem beni baloya da göndermemiştir, bal kabağından da araba olmazdı hani, bu ruh haliyle topuklu ayakkabı da giyemem hiç zaten..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder