9 Şubat 2015 Pazartesi

evvel zaman içinde...





Hoyratça davrandığım ruhuma söyle bir göz gezdirdim.

Topuklularımı giyip karamel renkli saçlarımı savura savura, ojeli narin ellerimle tuttuğum çantamla zarif zarif yürürdüm yollarda.

Sosyal ortamı terapi gibi kullanıp, arkadaşlarla bol kahkahalı vakit geçirirdim.

Şimdi ise ayağıma yün çoraplarımı geçirip kalorifer dibine elimde yazılı kağıtlarıyla sinip, çoğunlukla hasta bedenime şifa niyetine bitkisel  kürlerimle, külkedisi gibi uyuyakalıyorum, bal kabağıyla baloya gitme umuduyla. 

Baloya çağırsalar giyecek bir şeyim mi var diye de mızmızlanır, oturur ağlarım o ayrı.


Zihnimde balo hayalleri, elimde parşömen kağıtlar.. Son kalan enerjimle S.O.S. göndermeye çalışıyorum.


Milyonlarca mesaj yazılarak tuşları silinmiş telefon gibi hissediyorum, neyin ne anlama geldiğinden bir haber, spontan basıyorum harflere anlayan olursa belki diye.

Bu masal sonunda bana elma yok herhalde, kesin kötü kalpli üvey annem beni baloya da göndermemiştir, bal kabağından da araba olmazdı hani, bu ruh haliyle topuklu ayakkabı da giyemem hiç zaten..



bir düş lazım bana




Ruhum dağılmış, bedenim dağılmış, organik bir düş lazım bana.

İki taş arasına bir beden sıkıştırıp öğütüyorum ruhumu. 

Yemeğin tuzu yok, alarmı duymamışım, 

ayakkabının topuğunun kauçuğu çıkmış, 

saçım özerkliğini ilan etmiş, 

gözlerim uykusuzluktan batıyor,

yüzümdeki iki gram allık uçup gitmiş, 

hırsla yediğim abur cuburlardan cips paketi gibi şişmişim, 

dünyada neler olduğuna dair bir bilgim yok, 

burcumda ne yazıyordu acaba bugün? 

Özetle  iğrenç hissediyorum. 

Ben nerdeyim? neyin peşindeyim? ne yapıyorum?

Şuan ölsem gözümün önünden geçmesi gereken film şeridinde yer alan son periyodum ; 

yapılmamış çevirilerim, kurgusu bitmemiş makalelerim, analizi yapılmamış araştırmalarım…

Ne talihsiz olurdu.

25 yaşındayım ama yaşam enerjim bitmiş, ruhumu canlandıran bir şey kalmamış. 

Yapmak istediğim şeylerden çok uzaktayım. 

Ne sürükledi beni buraya kadar anlamadım.
Biraz iş, biraz düzen, biraz sistem.

Vardığım nokta ruhumu ikiye bölmek olmamalıydı, her şeyiyle bir bütün yapmalıydım.

Ve kararımı verip kendimi bu naylon dünyada aklımdaki gibi yaşamamı sağlayacak bir organik düşünceye bağladım...